05 Eyl

Hümanistik Psikoloji

Hümanistik psikoloji – çağdaş psikolojide özellikle insanın anlamsal yapısının araştırılmasına odaklanan yaklaşımlar dizisidir. Hümanistik psikolojide esas analiz malzemesi olarak yüksek değerler, kişilik yenilenmesi, sanat, sevgi, özgürlük, sorumluluk, otonomi, ruh sağlığı gibi temalar kullanılmaktadır.

Hümanistik psikoloji, bağımsız bir akım olarak 1960-lı yılların başında, Amerika’da davranışçılığın ve psikanalizin dominantlığına tepki olarak gelişti ve “üçüncü güç” olarak isimlendirildi. Bu yaklaşıma Abraham Maslow, Carl Rogers, Rollo May gibi isimler öncülük etmişlerdir. Hümanistik psikoloji varoluşçuluğa dayanmaktadır.

Hümanistik psikoloji metodolojik olarak aşağıdaki şekilde formüle edilebilir:

  • Bireysel olaylar da değerlidir.
  • En önemli psikolojik gerçeklik, insanın yaşadıklarıdır.
  • İnsan hayatı benzersiz bir süreçtir
  • İnsan kendini gerçekleştirebilir.
  • İnsan psikolojisi sadece içsel durumlarla açıklanamaz.

Bazı psikoterapötik ve pedagojik yaklaşımlar da hümanistik psikolojinin temelleri üzerine inşa edilmiştir.

Hümanist psikoterapinin sağaltıcı etkileri her şeyden önce, danışanın koşulsuz kabulü, destek, empati, içsel kaygılarına anlayış, seçim yapma ve karar almayı pekiştirme, dürüstlük gibi ilkelerden ileri geldiği düşünülmektedir. Ancak, görünen sadeliğine rağmen hümanistik psikoloji ciddi fenomenolojik ve felsefi temellere dayanmakta ve bu terapi yönteminde oldukça geniş terapötik beceri ve teknikler kullanılmaktadır.

Hümanistik terapi, insanın kendini keşfetme, iç ve dış çatışmalarını çözme, zor kararlar alabilme, bağımlılıklarıyla baş edebilme, depresyondan ve yalnızlık duygularından kurtulma, sezgilerine ve doğallığına yeniden kavuşma, psikosomatik sorunlarını aşabilme, yakınlarıyla olan anlaşmazlıklara son verebilme, psikolojik travma ve şiddet sonrası kendini toparlama, yaşam kalitesini yükseltme gibi konularda yardımcı olabilmektedir.

Hümanistik yönelimli uzmanların temel sayıtlılarından biri her insanda iyileşme gizilgücünün olduğu ile ilgilidir. Belirli koşullar altında birey bağımsız olarak bu potansiyelini gerçekleştirebilir. Bu nedenle, hümanistik yönelimli bir psikologun terapötik görüşme süreci her şeyden önce bireyin kişiliğinin yeniden inşası için elverişli koşulların oluşturulması üzerine yoğunlaşmaktadır.